Küçüklüğümün Sinemaları

Bende sinema aşkının doğmasında TRT’nin büyük oranda payı olduğunu kabul etmeliyim. İlkokul 3. sınıfa kadar sinemaya hiç gitmemiştim. Evde benden büyük çocuk yoktu ve babam da çok yoğun çalışıyordu. Annem de bana ve kardeşlerime bakmak zorundaydı ve saire, ve saire. Sinemada ilk izlediğim film işte 1981’de, ilkokul öğretmenimizin bizi sınıfça götürdüğü Cüneyt Arkın filmi, Öğretmen Kemal’di. O gün sevdam ikiye katlandı. Kocaman perdede film izlemek tam bir şölendi!

Sonra Yusuf Amcam kız kardeşimle beni her hafta sonu sinemaya götürmeye başladı. Bazen Zeki amcam da götürürdü bizi sinemaya. Bir defasında bizi Fuar’ın karşısındaki Yıldız Sineması’nda Superman’ı seyretmeye götürdüğünü hatırlıyorum. Yusuf Amcam’la daha çok Konak Sineması’na giderdik. Konak, sanırım 90larda küçük salonlara bölünmeden önce Samsun’un en kaliteli sinemalarından biriydi. Büyük bir balkonu olan, kocaman bir salondu. Samsun’a iyi oyunlar geldiğinde de Konak’ta sahne alırlardı. Öğretmen Kemal’i orada seyretmiştik. Yıldız sonraları üç film birden sinemasına döndü, ama eskiden ailelerin gidebildiği, 1. vizyon filmler oynatan bir salondu. Ama bize uzaktı. Kendi başıma sinemaya gitmeye başladığım yıllarda da çoktan seks sineması haline gelmişti…

Sümer de Yıldız’la aynı kaderi paylaşan bir başka salondu. Düşünsenize, ben Sümer’de Çağrı’yı izlediğimi çok iyi hatırlıyorum. Konak Sineması gibi, güzel balkonu olan, düzgün bir salondu. Cüneyt Arkın’ın Emel Sayın’lı Rüzgar filmine kızlı erkekli gitmiştik. Biz ortaokuldaydık, Sümer’in afişlerinde artık Zerrin Egeliler vardı.

Zafer Sineması vardı yine balkonlu. Tütün Fabrikası’nın ilerisinde, eski Gima’nın karşısındaydı yeri. Zeki Amcam’ın arkadaşıydı sahibi. Arada biletsiz de girerdik filmlere. Amcam ve hayret ki babamla (babam o gün bizle olduğunu inkar eder ama), Üç Adam Ölecek ve Ejder’in Üç Fedaisi’nin ard arda oynadığı bir seansa girmiş, hatta filmleri locadan izlemiştik!

 

O dönemde, yani 80lerde böyle bir uygulama vardı. 1. vizyonun yanına 2. vizyon bir film daha koyar, birlikte gösterirlerdi. İlginç bileşimlerdi bunlar. Bir İbrahim Tatlıses filminin ardından bir Kemal Sunal izlerdiniz. Kareteciler İstanbul’da’yı seyretmek için adını şimdi hatırlamadığım bir Mustafa Topaloğlu filmine katlanmak zorunda kalmıştım bir keresinde. Bu 2 Film Birdenler, kaçırdığınız filmleri sinemada izlemek için güzel bir şans sunuyordu insanlara…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir