DÖNDÜM…

Yazarları arasından olduğum SEKANS Sinema Kültürü Dergisi’nin aylık olağan toplantısı için Ankara’daydım. Bu arada, geçen hafta kitabımın (BİR MÜHENDİSİN SİNEMA EĞİTİMİ-Gece Kitaplığı) tanıtımı için röportaj vermeye gittiğim, Samsun’un yerel gazetelerinden HABER’de köşe yazısı teklifi aldım. İlk yazım cumartesi günü yayınlandı. Köşemin adı HAYAT DAMARI. Haftada bir gün, cumartesileri, sanat üzerine yazacağım.
Ankara’da hem dergi toplantısına katıldım, hem de yayıncımla görüştüm. SEKANS, üç sayıdır internetten yayınlanıyordu (www.sekans.org). Herşey yolunda giderse, bir küsür yıllık bir aradan sonra yeniden basılı olarak çıkacağız.
Bu arada Ankara’ya gitmişken film seyretmeyi de ihmal etmedim tabi. BÜYÜLÜ FENER Sineması’nda Ceyda TORUN’un yönettiği ve Amerika’da a gösterime girmiş ilginç bir İstanbul belgeseli olan KEDİ’yi izledim bir BAŞKA SİNEMA gösteriminde. (Bu arada film Samsun’da da CINEJOY LOVELET’te 22 Haziran’a kadar gösterimde)
KEDİ, inanılmaz başarılı bir belgesel. Bizde aslında belgeselin başarılı örnekleri çok. Çünkü sinemanın bize girişine kadar dayanan bir tarihi ve dolayısıyla da bir geleneği var. Ama bu denli dört başı mamur, derdini çok iyi anlatmayı başaran bir belgesel epeydir izlememiştim doğrusu.
Film, İstanbul’un farklı semtlerinde yaşayan, birbirinden farklı karakterde kediler üzerinden onların yaşadıkları mekanları, onlarla iletişime geçen, onlarla hayat süren insanları, bizim onlara, ama daha çok onların bize kattıklarını anlatırken, kentin dikkat çeken, çekmeyen, kıyıda köşede kalmış, her an ayak basılan, güzel, izbe mekanlarında gezdiriyor bizleri. Filmden çıktığınızda fikren de ruhen de tatmin olmuş halde çıkıyorsunuz aydınlığa.
Kedilerinizin belki daha önce dikkatinizi çekmiş, çekmemiş pek çok özelliklerini keşfediyorsunuz ve hayvanlara ne denli uzak karakterde olursanız olun, filmden çıktığında insanın hemen bir kedi yavrusu edinesi geliyor. Dökeceği tüylere, kıracağı vazoya, bardağa, sürahiye, etrafa yayacağı pisliğe şimdiden aldırış etmemeye başladığınızı fark ediyorsunuz.
Filmin internette de gezinen kopyaları var. ma gidin sinemada izleyin bir derim. hele ki Kötü Kedi Şerafettin’in yaratıcısı Bülent Üstün’ün kediler ve kendisine kattıkları hakkındaki anlatıları muhteşem!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir