Kısa Film Deneyimi -2- (dünden devam)

Hesabı ödedim ve arabalara doluşup, yazlığa geçtik. Tabi, bir yandan da kara kara düşünüyorum; bütün çekim planı, storyboardlar diğer eve göre hazırlandı; bizim yazlıktaki düzense tamamen farklı.
Neyse, eve girdik ki, “Askeri getirin.”, bizim asker sakallı. “Oğlum bu sakal ne, asker dedik ya sana?” “Abi, sakalsız yüzüm çok çirkin oluyor.” Haydaaa. Diğerlerini hazırlanmaları için evde bırakıp, çcuğuarabaya attık, berbere götürdük zorla. Yoldayken de bebeğin babası arkadaşım Alper’e evin konumunu attım.
Neticede bizim “asker”i traş ettirdik, döndük. O zamana kadar Alper de gelmişti çocukla. Neyse ki gerçekten Erkek Fatma’ydı bebek ve sırıtmayacaktı.
Aylardan Şubat, ev soğuk, yazlık olduğu için doğalgaz falan yok, ısınma da yok. Millet titriyor. Biz en çok bebekten çekiniyoruz. tedbir olarak bir UFO götürmüşüm, bebeği ve bayanları onun dibinde tutuyoruz.
Dediğim gibi, evin yerleşimi ilk planladığımız evdekinden tamamen farklı olunca, yeni plan yapma ihtiyacı hasıl oldu, fakat buna zaman yoktu. Hızlı karar vermek zorundaydık. Bu yüzden de başta planladığım kesmelerin çoğundan vazgeçmek durumunda kaldım ve genel plan çok kullandık.
Onur ilave ışık kullanmakta çok ısrarcı oldu. Halbuki mekanın her tarafı pencereyle çevriliydi. Beyaz güneşlikler de zaten arkada patlıyordu, bir de bu taraftan ışık yapınca doğallık tümden yitti ve insanların ellerinin, kollarının gölgeleri birbirinin yüzlerine düştü.
Oyuncular ezbersiz gelmişlerdi; dolayısıyla replik oyunu, oyun repliği aksatıyor, bana saçımı başımı yoldurtuyordu. Bu nedenle, mecburen, her bir planı en az dörder defa çektik, ki bu da aralarında, nisbeen, en doğal kalanları seçip, montajda kullanma şansı verdi bize.
Siz siz olun, hele ilk filminizde, çocuk oyuncuyla çalışmayın.Yorucu oluyor. Bir de bizim küçük yıldızımız Ece 1,5 yaşında; “Yürü,” dersin yürümez, “Şöyle yap,” dersin, yapmaz. Dedenin onu yere bıraktığı ve çocuğun da yürümeye başladığı bir sahne var. Adam çocuğu bırakıyor, çocuk gitmiyor. Enfazla tekrarı bunda yaptık. En son amca çocuğu ittirmek durumunda kaldı!
Baktık ki çocuk yürümüyor, “Yat!”dedim kamerayı kullanan Onur’a. Onur’un gözü oldu çocuk, yürüdü. Yine düşmesi lazm bir sahnede, çocuğun babası orada, çekip kıçüstü oturtacağız, ama yapamıyoruz! En son yine Onur’u bebek yapıp düşürdük…
Bebeğin gelip en son babasının dizine yapıştığı bir sahne var, bir türlü tutturamıyoruz. En son bebek kendiliğinden şöyle bir şey yaptı: Gitti, asker şapkasını aldı ve başına taktı. Hemen Onur’a döndüm: “Çektin mi lan?” “Çektim abi.” Planladığımdan daha iyi olmuştu.
Bayan oyuncular bana hiç zorluk yaşatmadılar. Onların sahnelerini ikişer tekrarla tamamlamayı başardık. (Arkası ve hikayenin sonu yarın)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir